latest
haber

KÜLTÜR-SANAT

VIDEO

video

VELESPIT HİKAYELERİ

velespit hikâyeleri

GÖÇMENLERİN GÜNDEMİ

YEREL HABERLER

LONDRA GÜNLÜKLERİ

Sanat tarihçisi Dr. Güler İnce rehberliğindeki “Londra Sanat Turları” devam ediyor: sıradaki müzeler Victoria & Albert Museum ve British Museum

No comments

 Sanat tarihçisi Dr. Güler İnce, Londra’da uzun süredir sürdürdüğü sanat turlarına Ocak ayında iki önemli müzeyle devam ediyor. İnce’nin rehberliğinde düzenlenen gezilerde 22 Şubat'ta Victoria & Albert Museum ve 1 Mart'ta da British Museum'un ziyaret edilmesi planlanıyor.

 


Dr. Güler İnce’nin “sanat turları” olarak adlandırdığı bu geziler, klasik müze ziyaretlerinden ayrılıyor. Turlarda eserler yalnızca tarihsel bilgiler eşliğinde tanıtılmıyor; dönemsel üslup özellikleri, estetik yaklaşımlar ve tarihsel bağlamlarıyla birlikte ele alınıyor. İnce, bu turlar aracılığıyla katılımcılara, eserlerin düşünsel, kültürel ve sanatsal arka planlarını aktarmayı hedeflediğini belirtiyor.

22 Şubat'ta Victoria & Albert Museum’da gerçekleştirilecek turda, Batı heykel sanatı Ortaçağ’dan Neoklasik döneme uzanan bir çizgi üzerinden ele alınacak. Müzede yer alan seçilmiş örnekler eşliğinde heykel sanatının tarihsel dönüşümünün irdeleneceği sanat turu, Rodin’in yapıtlarıyla tamamlanacak.



1 Mart'ta British Museum'a gerçekleştirilecek gezide ise Mısır - Mezopotamya ve Yunan uygarlıklarına ait eserler ele alınacak. 

Yaklaşık yedi yıldır Londra’da müze ve şehir turları düzenleyen Dr. Güler İnce, sanat tarihi alanındaki akademik birikimini bu çalışmalara taşıyor. Turlar, müzeleri daha bilinçli ve derinlikli bir bakışla gezmek isteyen, sanatla ilişki kurmak isteyen sanat severlere hitap ediyor.

Turlar hakkında bilgi almak için; telefon: 07565 684099, e-posta: gulerince7@hotmail.com.

 




 

 

İngiltere'de Dünya Kupası düzenlemesi: barlar sabah 2'ye kadar açık kalabilecek

No comments

 

İngiltere’den Dünya Kupası Coşkusuna Özel Hamle: Barlarda Gece 02.00’ye Kadar Futbol Keyfi

Hükümet, 2026 Dünya Kupası boyunca ev sahibi ülke maçlarını gösterecek barların çalışma saatlerini uzattı – Taraftarlar maç sonuna kadar mekanlarda kalabilecek.

Birleşik Krallık hükümeti, bu yaz Kuzey Amerika’da düzenlenecek 2026 FIFA Dünya Kupası için barların ve pubların maç günlerinde daha geç saatlere kadar açık kalmasına izin veren önemli bir karar aldı. Yeni düzenlemeye göre özellikle eleme turlarında oynanacak maçlar için lisans saatleri esnetilerek, birçok mekanın gece 01.00’e kadar; saat farkı nedeniyle 22.00’de başlayan maçlarda ise 02.00’ye kadar açık kalabilmesinin önü açıldı.



İçişleri Bakanı Shabana Mahmood, bu adımı “bürokrasiye kırmızı kart göstermek” olarak nitelendirdi ve hükümetin taraftarlara maç sonuna kadar yerel barlarda birlikte kutlama fırsatı tanıdığını söyledi. Daha önce, sadece takımlar çeyrek finale çıkarsa saatlerin uzatılması planlanıyordu ancak sonradan tüm eleme turlarına genişletildi. Böylece yüzden fazla bar işletmecisinin karmaşık başvuru süreçleriyle uğraşmadan geç saatlere kadar hizmet verebileceği belirtildi.

Bar ve pub işletmecileri bu düzenlemeyi sektöre canlılık getirecek bir fırsat olarak değerlendiriyor. İngiltere’deki birçok bar için Dünya Kupası döneminin hem ekonomik hem de topluluk ruhunu güçlendiren bir dönem olacağı vurgulanıyor. Ayrıca bu adım, küçük işletmelerin gelirlerini artırma ve taraftarların ortak futbol deneyimini en üst düzeye çıkarma açısından da önemli görülüyor.

Yeni uygulama, sadece İngiltere için değil, eleme aşamasına kalması halinde İskoçya, Galler ya da Kuzey İrlanda maçlarını gösterecek mekanları da kapsıyor. Hükümet yetkilileri, özellikle ABD, Kanada ve Meksika’da oynanacak geç saat maçlarının Birleşik Krallık’taki taraftarların coşkusunu kesintiye uğratmaması için böyle bir esnemenin gerekli olduğunu belirtti.

Hazırlanan bu düzenlemeye göre taraftarlar, milli takımlarının kritik maçlarını izlerken sabaha kadar barlarda kalabilecek ve büyük turnuva heyecanını doyasıya yaşayabilecekler.

Londra Bisiklet Kulübü'nden gençlere ücretsiz bisiklet desteği

No comments

Londra Bisiklet Kulübü, Edmonton’daki Pymmes Park içinde yer alan Bike Library’de 14–24 yaş arası gençlere yönelik ücretsiz bisiklet programı başlattı. 



Program, gençleri açık havada daha aktif bir yaşama teşvik etmeyi, sosyal bağları güçlendirmeyi ve pratik beceriler kazandırmayı amaçlıyor.

Program kapsamında katılımcılara bisiklet tamiri ve bakım eğitimleri verilirken, bisikleti olmayan gençlere ücretsiz bisiklet bağışı yapılıyor. Ayrıca düzenlenen grup bisiklet turları ile gençlerin güvenli sürüş deneyimi kazanması hedefleniyor.

Yalnızca fiziksel hareketliliği artırmayı değil, aynı zamanda gençlerin özgüvenlerini geliştirmeyi ve pozitif bir topluluk ortamı yaratmayı amaçlayan programda “Gençlerin doğada vakit geçirmesi, yeni arkadaşlıklar kurması ve kendi bisikletlerini onarabilecek beceriler edinmesi" amaçlanıyor.

Gençler Ne Kazanıyor?

Programın gençlere sağladığı katkılar şöyle sıralanıyor:

  • Pratik teknik beceriler

  • Temiz havada, doğayla iç içe zaman

  • Sosyal etkileşim ve yeni arkadaşlıklar

  • Artan özgüven

  • Bisikletle bağımsız hareket imkânı

Başvuru Bilgileri

Ücretsiz programa katılmak isteyen gençler aşağıdaki linkten başvuruda bulunabilir: 

https://docs.google.com/forms/d/1B0VAfOiW-XrrNquRQpbvpgZK9FJLP0BQjrLo2Pdp37Y/viewform

Kulüp, aileleri ve eğitimcileri de kampanyayı 14–24 yaş grubundaki gençlerle paylaşmaya davet ediyor. 💚🚴‍♂️🚴‍♀️


Yer: Pymmes Park Bike Library, N18 1RP, Edmonton

Jiyan Kadın Meclisi’nden 8 Mart programı

No comments

Jiyan Kadın Meclisi tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla 6-8 Mart tarihleri arasında film gösterimi, yürüyüş ve kültürel etkinliklerin yer aldığı bir dizi program düzenlenecek.




Jiyan Kadın Meclisi, “Rojava warê jinên azad e; em ê biparêzin!” şiarıyla kadın dayanışmasını büyütecek kapsamlı bir program hazırladı. Kadın Meclisi, bu yıl kadın birliği, kültürel kimliğin korunması ve uluslararası dayanışmanın önemine vurgu yapacak.

Kadın özgürlük mücadelesinin yalnızca bir hak arayışı değil, aynı zamanda özgür bir yaşamın inşası olduğuna dikkat çeken Jiyan Kadın Meclisi, kadınların kolektif örgütlülüğünün erkek egemen sisteme karşı en güçlü yanıt olduğunu belirtti.

Londra’da 8 Mart etkinlikleri film gösterimi ile başlıyor

Londra’da 8 Mart etkinlikleri 6 Mart Cuma günü gerçekleştirilecek film gösterimi ile başlayacak.

Jiyan Kadın Meclisi’nin düzenlediği program kapsamında 6 Mart Cuma günü saat 18.00’de Kurdish Community Centre, 11 Portland Gardens, Haringey, London N4 1HU adresinde “Jiyan’ın Hikayesi: Kadın Devrimi” adlı film gösterilecek. Yönetmenliğini A. Halûk Ünal’ın yaptığı filmde Rojava kadın devrimi ve özgürlük mücadelesi ele alınıyor. Gösterim sonrası kadın mücadelesine dair değerlendirmeler yapılacak.


Kürt kadınları Million Women Rise yürüyüşünde

7 Mart tarihinde Londra Merkez’den başlanarak “Milyonlarca Kadın Başkaldırıyor (Million Women Rise)” büyük yürüyüşüne Kürt kadın renkleri ile katılım sağlanacak.

2026 yılı yürüyüş ve mitingi, 7 Mart Cumartesi günü Dünya Kadınlar Günü kapsamında gerçekleşecek. Merkezi Londra’da yapılacak yürüyüşte kadınlar, erkek şiddetine, eşitsizliğe ve kadın kırımına karşı seslerini yükseltecek. Jiyan Kadın Meclisi de Kürt kadın kimliği, renkleri ve sloganlarıyla yürüyüşte yer alacak.

8 Mart’ta kültür, sanat ve dayanışma bir arada

8 Mart Pazar günü saat 13.00’te yine Kurdish Community Centre’da gerçekleştirilecek ana programda müzik, dans, şiir ve sergi etkinlikleri yer alacak.

Program kapsamında Suna Alan ile Ayşe & Gulan’ın müzik performansları, Kürt Kadınları Erbane Korosu’nun dinletisi, kültürel ve geleneksel kıyafet defilesi, govend eşliğinde davul ve zurna gösterisi, şiir dinletisi, fotoğraf sergisi ve enternasyonalist dostların dayanışma konuşmaları yer alacak. Ayrıca kadınların hazırladığı geleneksel Kürt yemekleri, el yapımı örgü, takı ve geleneksel kıyafet stantları da etkinlik kapsamında kurulacak.

Jiyan Kadın Meclisi, 8 Mart’ın kadınların ortak mücadelesini büyütme günü olduğunu belirterek, başta Rojava’daki özgür kadın mücadelesi olmak üzere dünyanın dört bir yanında direnen kadınlarla dayanışmayı selamladığını ifade etti. Kadın devriminin kazanımlarının korunmasının ve büyütülmesinin tüm kadınların ortak sorumluluğu olduğuna dikkat çeken Meclis, tüm kadınları ve halkları “Jin, jiyan, azadî” şiarıyla dayanışmayı büyütmeye davet etti.






“Herkes Büyür Elbette” okuyucuyla buluştu

No comments

Cambridge’te yaşayan şair, yazar Sultan Karataş’ın Herkes Büyür Elbette başlıklı kitabı Londra merkezli yayınevi Press Dionysus tarafından yayımlandı.

 


Sultan Karataş’ın gezi yazısı, deneme, anı ve öykülerinden oluşan Herkes Büyür Elbette başlıklı kitabı Londra merkezli yayınevi Press Dionysus tarafından geçtiğimiz aylarda okuyucuyla buluşturuldu.

Feyza Hepçilingirler, Arin Dilligil Bayraktaroğlu ve kitabın editörü Tuncay Bilecen’in ve Feyza Herkes Büyür Elbette’ye ilişkin yorumları şu şekilde:

Herkes Büyür Elbette; anlatı, anı, öykü, gezi yazısı ve şiirlerin harmanlandığı bir yolculuk kitabı… “Yolculuk” ifadesi burada somut anlamıyla da bir metafor olarak da kullanılabilir; çünkü hem yazarın yıllar önce terk etmek zorunda kaldığı yurduna yaptığı ziyaretlere, gezip gördüğü yerlere ilişkin gözlemlerine hem de kendi içinde geçmişine doğru yaptığı yolculukta zihninde canlanan hatıralarına tanıklık ediyoruz bu kitapta. Böylece bir yandan tam da pandemi döneminde tarihi Diyarbakır, Mardin, Urfa sokaklarında edebiyatla yoğrulan bir yolculuğa çıkarken bir yandan da 70’li yılların İstanbul’una, yoksul gecekondu mahallelerine ve oradaki sımsıcak dostluklara uzanıyoruz.

“Adı hayat işte; geçiyor gerçekle düş arasında, hikâyeler yazmak gerek, unutmamak, unutulmamak adına” diyor Sultan Karataş. Herkes Büyür Elbette’de gerçekle düş arasında şiirli bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız?

Tuncay Bilecen

 



Tarihsiz günlükler gibi görünüyor ilk bakışta. Ama günlük mü bunlar? Kimi zaman anı, kimi zaman öykü, kimi zaman şiir, hatta kimi zaman mektup olan bu yazılar sadece günlük sayılabilir mi? Gözlenen, yaşanan, gerçek hayattan damıtılmış bu kısacık yazıları okudukça yaşanmışlık bütün içtenliğiyle sımsıcak sarıyor insanı. Kimi zaman som şiir kesiliyor anlatı, kimi zaman öyküye dönüşüyor; bir uzun hava ile bozkırlara taşınıyor; bir özdeyiş ile düşüncelerin gölgesine bırakıyor insanı. Bir bakıyorsunuz “sağ elinin iki parmağıyla ağzının kıyılarını temizleyerek” konuşmaya başlayan hala, doğrulup çıkıyor anlatıldığı öyküden, karşınıza geçip kulağınızdan ve aklınızdan silinmeyecek, bilgece öğütler veriyor size. “Çocukluk bir kez yaşanan, ölünceye dek okunacak bir başucu kitabı gibidir,” diyor ya yazar, kendi çocukluk kitabını hep açık tutuyor. Her ihtiyacı olduğunda “herkesin aynı derecede doymayarak” eşitlendiği o geçmiş hazinesinden, capcanlı yaşattığı çocukluğundan, bir tutam anı çıkarıyor; rengârenk fırlatıyor önünüze. Sultan Karataş hangi ülkenin hangi sokağında olursa olsun bütün ayrıntıları yakalayan bir gözle bakıyor çevresine; yaşanmış zamanlardan hangisini anlatırsa anlatsın kuşku duyulmayacak bir içtenlikle yüreğini açıyor okuruna. Sonunda sizi kendisine, kendisini size yol arkadaşı ediyor; anlattıkları sizin yaşanmışlıklarınız kadar gerçeklik kazanıyor.

Feyza Hepçilingirler

 

Herkes Büyür Elbette, şair Sultan Karataş’ın üçüncü anı-anlatım kitabı. Karataş, şiirimsi düz yazı tekniğini, düz yazıya benzer şiirlerle zenginleştirerek, sanatsal öğelerle harmanlayarak, pek çoğumuzun bakıp da görmediği veya görüp de üstünde durmadığı gerçekleri zengin bir ifade becerisiyle okuyucuya sunuyor.

Kitap bir yandan okuyucuyu güneydoğu Anadolu’daki güzellikler arasında tarihsel acılara değinerek gezdirirken Diyarbakır, Mardin, Urfa, Göbeklitepe, Ergani gibi yerlerin güler yüzlü, sevecen insanlarıyla tanıştırıyor, diğer yandan İstanbul’un varoşlarına uğrayıp oralardaki yaşam koşusuna seyirci yapıyor.  Kitabın tümünde yöresel manzaraları seyrediyor, yöresel yiyecekleri tadıyor, yöresel renkleri izliyor, yöresel kokuları içinize çekiyorsunuz, ama bir o kadar da sessiz çığlıkları dinliyorsunuz.

Karataş’ın “Hafıza”sı anlatılan ortamların özellikleri yanı sıra acıma, korku, sevinç, sevgi gibi duyguları da depolamış. En basitinden, sevginin, bir anahtar deliğinde bile nasıl paylaşıldığını anlamak için bu öyküyü okumak gerek. Çevresinde duyduklarına ve gördüklerine duyarlı olan yüreklerin karamsarlığını yansıtan, kaçışı çocukluk anılarında arayan, okuyucuyu nefes nefese bırakan yazılar bunlar. Her satırı bir felsefe incisi. Sultan Karataş’ın bu ufacık yüreğine nasıl doldurmuş Yaradan bu okyanus genişliğindeki bilgeliği, anlamak zor.

Açıl susam açıl. Bence her kitap meraklısı bu hazineye ortak olmalı.

Arin Dilligil Bayraktaroğlu

 

Yazar Hakkında

Sultan KARATAŞ, İstanbul doğumludur. İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul’da tamamladı. 1980 sonrası farklı dergi ve gazetelerde çalışan Karataş, 1995’te politik mülteci olarak İngiltere’nin Cambridge şehrine yerleşti. Cambridge, Anglia Ruskin Üniversitesi’nde “İngiliz Dili ve Dilbilim” üzerine lisans eğitimi aldı. Lisans tezini, “Politikada Dilin Manipülasyonu” üzerine yaptı. Halen Cambridge’de yaşayan Karataş, İngilizce ve Türkçe dersler vermekte, tercümanlık yapmaktadır. Yazarın, şiir, anı-anlatı çalışmalarının yanı sıra, İngilizce’den Türkçe’ye çeviri çalışmaları devam etmektedir. Kendisinin hazırlayıp sunduğu ‘Olduğu Gibi’ programı Komün Tv’de ayda bir yayınlanmaktadır.

Yayımlanmış eserleri: Metris’ten Mektuplar (2015), Dilsiz Bir Ağıt (2017), Kısacıktı Boyu Elma Ağaçlarının (2019).


Kitabı Türkiye dışından edinmek için bu linke tıklayın!


 Kitabı Türkiye'den KİTAPYURDU üzerinden temin etmek için bu linke tıklayın!

DAY-MER Renkli Resimli Söyleşilerinin bu haftaki konusu “Faşizm ve Sanat"

No comments




Londra Türk ve Kürt Toplumu Dayanışma Merkezi'nde (DAY-MER) Aydın Çubukçu tarafından düzenlenen “Renkli Resimli Söyleşiler” serisinin bu haftaki başlığı “Faşizm ve Sanat: Kitlesel Köleleştirme Aracı Olarak Sanat”.  Çubukçu, bu söyleşisinde resim, heykel ve sinemada Nazizm’in estetik anlayışını ele alacak.

Söyleşi, 17 Şubat 2026 Pazartesi günü saat 19.00’da North London Community House’ta gerçekleştirilecek. Programda, sanatın ideolojik araçsallaştırılması tarihsel örnekler eşliğinde tartışmaya açılacak.


  • Etkinlik: Faşizm ve Sanat – Kitlesel Köleleştirme Aracı Olarak Sanat

  • Konuşmacı: Aydın Çubukçu

  • Tarih: 17 Şubat 2026, Pazartesi

  • Saat: 19.00

  • Yer: North London Community House

  • Adres: N17 6PY, Londra

  • Düzenleyen: DAY-MER

Katılım herkese açıktır.

2026, Akdeniz’de göçmen geçişlerinde “en ölümcül yıl” olabilir

No comments

2026’nın ilk haftalarında Akdeniz üzerinden Avrupa’ya ulaşmaya çalışan göçmenler arasında yüzlerce kişi hayatını kaybetti veya kayboldu; uzmanlar durumun son yılların en kötü başlangıcı olduğunu belirtiyor.

 




2026 yılının ilk 40 günü, Akdeniz’i geçmeye çalışan göçmenler için şimdiye kadar kaydedilen en ölümcül dönem olarak kayıtlara geçebilir. 1 Ocak–10 Şubat tarihleri arasında en az 524 göçmen denizde yaşamını yitirdi veya kayboldu. Bu sayı, Uluslararası Göç Örgütü (IOM) verilerine göre, aynı döneme ait önceki yılların rakamlarını çoktan geride bıraktı.

Bu trajik artışta en dikkat çekici olay, 6 Şubat’ta Libya açıklarında 55 kişiyi taşıyan bir teknenin alabora olmasıydı. Bu kazada 53 kişinin öldüğü veya kaybolduğu tahmin ediliyor. IOM yetkilileri, bu rakamların kötü hava koşulları ve tehlikeli deniz geçişlerinin sonucu olduğunu vurguladı.

Uzmanlar, özellikle Ocak ayında etkili olan Harry Kasırgası gibi sert hava olaylarının göç yollarını daha da tehlikeli hâle getirdiğini söylüyor. Kötü deniz şartlarına rağmen çok sayıda göçmen, Kuzey Afrika kıyılarından İtalya ve diğer Avrupa ülkelerine ulaşmak için yola çıkıyor.

IOM ve insani yardım örgütleri, bu trajedilerin gerçek boyutunun resmi verilere yansımamış olabileceği konusunda uyarıda bulunuyor. Bazı kazaların kayıtlara geçmemesi veya göçmenlerin iz bırakmadan denizde kaybolması, toplam can kaybının çok daha yüksek olabileceğine işaret ediyor.

  

© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan