latest
haber

KÜLTÜR-SANAT

VIDEO

video

VELESPIT HİKAYELERİ

velespit hikâyeleri

GÖÇMENLERİN GÜNDEMİ

YEREL HABERLER

LONDRA GÜNLÜKLERİ

Almanya’da aşırı sağ tarihi zafer kazandı: AfD yüzde 43,8’e ulaştı

No comments

Almanya’nın doğusundaki Saksonya-Anhalt eyaletinde AfD oyların yüzde 43,8’ini alarak açık ara birinci oldu. Göç ve sığınma konusunda sert politikaları savunan parti, tek başına hükümet kurmak için gereken çoğunluğa ulaşamadı. Şimdi gözler, göç konusunda benzer sertlikte tutum alan BSW’nin de dahil olduğu zorlu koalisyon görüşmelerinde.



Almanya’nın doğusundaki Saksonya-Anhalt eyaletinde aşırı sağcı Almanya İçin Alternatif (AfD) tarihi bir seçim zaferine imza attı. Ön sonuçlara göre oyların yüzde 43,8’ini alan AfD, yüzde 17,2’de kalan muhafazakâr CDU’nun açık ara önünde yer aldı. Ancak 83 sandalyeli eyalet parlamentosunda yaklaşık 39 sandalye kazanması beklenen parti, tek başına hükümet kurmak için gereken çoğunluğun üç sandalye gerisinde kaldı.

AfD’nin eyalet lideri Ulrich Siegmund sonucu “sansasyonel” olarak nitelendirirken, partisinin hükümet kurmak için halktan yetki aldığını söyledi. Ancak AfD’nin önünde şimdi zorlu bir süreç bulunuyor. Almanya’daki diğer ana akım partiler, aşırı sağın iktidara gelmesini engellemek amacıyla uygulanan “Brandmauer” (güvenlik duvarı) kapsamında AfD ile iş birliğini reddediyor.

Seçim sonucu özellikle göçmenler ve sığınmacılar açısından yakından takip ediliyor. Göçün sınırlandırılması ve sığınma politikalarının sertleştirilmesi AfD’nin siyasi söyleminin merkezinde yer alırken, parlamentoya girmesi beklenen BSW de göç konusunda sert bir çizgi izliyor. Beş sandalye kazanması beklenen BSW’nin AfD’ye doğrudan koalisyon ortağı olup olmayacağı belirsiz olsa da, partiye hükümet kurabilmesi için dolaylı destek verip vermeyeceği tartışılıyor.

AfD liderliği ise diğer partilerden milletvekillerinin desteğini alabilmek için görüşmeler yapmaya hazırlanıyor. Partinin federal meclis grup başkan yardımcısı Beatrix von Storch, özellikle CDU içindeki bazı milletvekillerinin kendi partilerinden memnun olmadığını ve bu isimlerle görüşmek istediklerini söyledi. AfD ile iş birliğinin reddedilmesi durumunda yeni bir seçime gidilebileceği mesajını veren parti yönetimi, Saksonya-Anhalt’taki sonuçla birlikte Almanya’da göç karşıtı siyasetin ve aşırı sağın yükselişini yeni bir aşamaya taşımış oldu.

Kaynak: BBC

İngiltere Global Talent Vizesini 100'den Fazla Şirkete Açtı

No comments

Londra — İngiltere hükümeti, 6 Ağustos 2026'da Global Talent vizesinde önemli bir genişlemeye gitti. Home Office ve UK Research and Innovation (UKRI) tarafından yapılan açıklamaya göre, daha önce ağırlıklı olarak üniversiteler ve araştırma kuruluşları üzerinden yürüyen "endorsed funder" rotası, AstraZeneca, Jaguar Land Rover, GSK ve Arm dahil 100'den fazla ticari şirkete açıldı.




MURAT METİN

https://metin.london/

Düzenleme, özel sektörde UKRI tarafından desteklenen araştırma ve geliştirme projelerinde çalışan uygun nitelikteki araştırmacıların da Global Talent vizesine başvurabilmesinin önünü açıyor. Ancak şirketin listede yer alması, o şirkette çalışan herkes için otomatik vize hakkı anlamına gelmiyor. Başvuru sahibinin uygun bir araştırma projesinde görev alması ve Global Talent kriterlerini karşılaması gerekiyor.

Listeye AstraZeneca, Jaguar Land Rover, GSK ve Arm'ın yanı sıra Riverlane, Quantinuum, Oxford Quantum Circuits, Phasecraft, NuQuantum ve Quantum Motion Technologies gibi kuantum bilişim şirketleri ile IBM, BBC ve British Film Institute gibi kuruluşlar da dahil edildi.

Akademisyen ve Araştırmacılar İçin Kriterler

Global Talent vizesi iş teklifi veya sponsor işveren zorunluluğu getirmiyor. Akademisyen ve araştırmacı başvurularında adayın unvanından çok araştırma kariyeri ve ortaya koyduğu çalışmalar önem taşıyor.

Doktora veya eşdeğer araştırma deneyimi, hakemli yayınlar, atıflar, araştırma finansmanı, uluslararası burslar ve davetli konuşmacılık gibi unsurlar değerlendirmede öne çıkıyor. Başvurular alana göre Royal Society, Royal Academy of Engineering ve British Academy gibi kurumlar tarafından değerlendiriliyor.

Uygun araştırma hibelerine sahip adaylar ise UKRI'nin endorsed funder rotasından başvurabiliyor. Ticari şirketlerin listeye dahil edilmesiyle bu kanal artık özel sektördeki araştırmacıları da kapsıyor.

Sanat ve Kültür Alanında Yeni Kategori

Global Talent'ın sanat ve kültür rotasında da kapsam genişledi. Güncel sistemde Combined Arts, Dance, Literature, Music, Theatre ve Visual Arts; Architecture; Fashion Design Industry; Film, Television, Animation, Post-Production & VFX ve Design Industry kategorileri bulunuyor.

Başvurularda en fazla üç sayfalık CV, üç referans mektubu ve son beş yıldan seçilen en fazla 10 kanıt sunulabiliyor. Adayın sosyal medya takipçi sayısı veya kişisel internet sitesi gibi materyaller yerine, uluslararası medya görünürlüğü, ödüller, sergiler, performanslar ve sektörel başarılar gibi güçlü kanıtlar sunması bekleniyor.

Design Industry kategorisinde Red Dot, iF ve D&AD gibi uluslararası tasarım ödülleri güçlü kanıtlar arasında yer alıyor. Mimarlık alanında ise Global Talent vizesinin tek başına "Architect" unvanı vermediği, bunun için ayrıca Architects Registration Board (ARB) kaydının gerektiği belirtiliyor.

Vize Ücreti ve Süreç

Global Talent başvurusunda endorsement aşaması £561, vize başvurusu ise £205 tutuyor. Böylece resmi vize ücretinin toplamı £766 oluyor. Buna yetişkinler için yıllık £1.035 Immigration Health Surcharge (IHS) ekleniyor.

Beş yıllık vize üzerinden hesaplandığında, tek yetişkin başvuru sahibinin vize ücreti ve sağlık harcı toplamı yaklaşık £5.941 seviyesinde.

Başvuru sahipleri gerekli koşulları karşılamaları halinde eş ve çocuklarını da başvuruya dahil edebiliyor. Standart işlem süresi, başvurunun nereden yapıldığına bağlı olarak UK dışından yaklaşık 3 hafta, UK içinden ise 8 hafta olarak belirtiliyor.

Global Talent kapsamında uygun adaylar üç veya beş yıllık sürelerin ardından sürekli oturum (ILR) başvurusunda bulunabiliyor. İngilizce şartında ise ILR aşaması için 26 Mart 2027'den itibaren B2 seviyesine geçilmesi planlanıyor.

İngiltere Araştırmacıları Çekmeye Çalışıyor

İngiltere hükümeti, Global Talent vizesindeki genişlemeyi özellikle yapay zekâ, kuantum bilişim, temiz enerji, nükleer füzyon ve yaşam bilimleri gibi stratejik alanlarda uluslararası yetenekleri ülkeye çekme politikasının bir parçası olarak değerlendiriyor.

100'den fazla araştırma şirketinin sisteme dahil edilmesi, Global Talent rotasının yalnızca akademik kariyer yapan araştırmacılar için değil, özel sektörde Ar-Ge faaliyetleri yürüten bilim insanları ve mühendisler için de daha önemli bir seçenek haline gelmesi anlamına geliyor.

Editörün Notu

Bu haber hazırlanırken Global Talent vizesinin araştırma şirketlerine genişletilmesi, akademisyen ve araştırmacılara yönelik kriterler, sanat ve kültür kategorileri ile güncel vize ücretleri Birleşik Krallık'ın resmi kaynakları üzerinden kontrol edilmiştir.

Global Talent vizesine ilişkin kurallar, ücretler ve başvuru koşulları zaman içinde değişebildiğinden, başvuru yapacak kişilerin işlem öncesinde güncel GOV.UK bilgilerini kontrol etmesi önerilir.

 

 Kaynaklar

- Global Talent visa expanded to attract world's brightest researchers to power British innovation — GOV.UK Resmi Basın Açıklaması

- Global Talent visa expanded to innovative research businesses — UKRI Resmi Duyurusu

- Global Talent Visa: Film ve Televizyon Alanı Başvuru Rehberi — GOV.UK

- Talent Vizeleri Başvuru Kriterleri — PACT (Producers' Alliance for Film and Television)

- Global Talent Visa: Dijital Teknoloji Alanı Başvuru Rehberi — GOV.UK

- Apply for the Global Talent Visa: Genel Bakış, Ücretler ve Süreç — GOV.UK

 

*Murat Metin, Immigration Advice Authority (IAA) tarafından yetkilendirilmiş bir göçmenlik danışmanıdır. Birleşik Krallık vize ve yerleşim süreçlerine ilişkin güncel içerikler hazırlamaktadır. Ayrıntılı bilgi: [Metin London] https://metin.london/.



 



Londra’da bisiklet festivali 20 Eylül’de

No comments

London Cycling Festival, 20 Eylül Pazar günü başkentin farklı bölgelerinde düzenlenecek etkinliklerle bisikleti kent yaşamının merkezine taşıyacak




London Cycling Campaign (LCC) tarafından düzenlenen festival, bu yıl Lime ve Voi’nin yanı sıra Zero Emissions Network ve 19 Londra ilçesinin iş birliğiyle gerçekleştiriliyor. Festival kapsamında 30’dan fazla rehberli bisiklet turunun yanı sıra ailelere, çocuklara ve farklı yaş ve beceri seviyelerindeki bisiklet kullanıcılarına yönelik çok sayıda etkinlik düzenlenecek.

Dört ana merkezde bisiklet ve kent yaşamı

Festivalin ana etkinlik noktaları Westminster, Tower Hamlets, City of London ve Richmond bölgelerinde kurulacak.

Westminster festivalin ana merkezine ev sahipliği yapacak. Burada yiyecek stantları, müzik etkinlikleri, bisiklet ve bisiklet ekipmanı stantlarının yanı sıra trafiğe kapalı bir bisiklet parkuru oluşturulacak. Katılımcılar böylece araç trafiğinden uzak bir alanda bisiklet kullanma imkânı bulacak.

Tower Hamlets’teki Victoria Park ise müzik, yiyecek, stantlar ve bisiklet temalı eğlencelerin yer aldığı bir başka festival merkezi olacak. Park çevresinde oluşturulacak kapalı bisiklet parkuru özellikle ailelerin ve çocukların kullanımına açık olacak.

City of London merkezinde farklı festival noktalarına düzenlenen bisiklet turlarının yanı sıra bisiklet deneme alanları ve ücretsiz bisiklet kontrolleri gerçekleştirilecek. Engelli bireylerin bisiklet kullanımını deneyimleyebilmesi için erişilebilir bisiklet seçenekleri de sunulacak.

Richmond ise kargo bisikletlerine odaklanacak. Richmond Cargo Bike Fair kapsamında güneybatı Londra'nın farklı bölgelerinden bisiklet kullanıcıları bir araya gelecek.

Her yaş ve seviyeye uygun etkinlik

Festival yalnızca deneyimli bisikletçilere yönelik değil. LCC'nin programında aile gezileri, çocuklara yönelik bisiklet etkinlikleri, bisiklet kulüplerine giriş turları ve bisiklet kullanmayı öğrenmek isteyenlere yönelik çalışmalar da bulunuyor.

Örneğin Islington'daki Highbury Fields etkinliğinde çocuklar için bisiklet öğrenme çalışmaları, bisiklet kontrolü ve küçük onarımlar, bisiklet deneme etkinlikleri, yiyecek ve bilgilendirme stantları düzenlenecek. Buradan Victoria Park'taki festival merkezine ailelere yönelik rehberli bir bisiklet turu da gerçekleştirilecek.

Brent ilçesi ise festivale ilk kez katılıyor. Bölgede 18-22 Eylül tarihleri arasında farklı yaş gruplarına yönelik dört günlük bisiklet etkinlikleri planlanıyor. Programda çocuklar ve aileler için bisiklet turları ile okula birlikte bisikletle gitmeyi teşvik eden “bike bus” etkinliği de bulunuyor.

Etkinlikler ücretsiz

Festival kapsamında düzenlenen etkinliklerin büyük bölümü ücretsiz. Ancak bazı rehberli bisiklet turlarına katılabilmek için önceden kayıt yaptırılması gerekiyor. LCC, kontenjanların sınırlı olduğunu belirterek katılmak isteyenlerin önceden kayıt yaptırmasını öneriyor.

20 Eylül'deki ana festival programı sabah saat 08.00'den itibaren başlayacak ve gün boyunca devam edecek. Farklı ilçelerdeki etkinliklerin saatleri ve programları ise bölgeye göre değişiyor.

Londra Cycling Festival, bisikleti yalnızca bir ulaşım aracı olarak değil, aynı zamanda ailelerin, komşulukların ve kent sakinlerinin bir araya geldiği sosyal bir etkinlik olarak öne çıkarmayı amaçlıyor. Başkentin farklı bölgelerini bisiklet üzerinden birbirine bağlayan program, Londra'da daha güvenli ve erişilebilir bisiklet kullanımına yönelik tartışmaların da gündemde olduğu bir dönemde gerçekleştiriliyor.

London Cycling Festival 2026, 20 Eylül Pazar günü Londra'nın farklı noktalarında gerçekleştirilecek. Ücretsiz etkinliklerin tamamına ilişkin program ve kayıt bilgileri London Cycling Campaign'ın festival sayfasında yer alıyor.

https://lcc.org.uk/london-cycling-festival/


 

Trump yönetimi dünya genelinde göçmen vizesi randevularını durdurdu

No comments

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, dünya genelindeki Amerikan büyükelçilikleri ve konsolosluklarında göçmen vizesi başvurularına ilişkin randevuları geçici olarak durdurma kararı aldı. Karar, aile birleşimi ve ABD'ye kalıcı olarak yerleşmek isteyen binlerce kişinin vize sürecinde yeni gecikmelere yol açabilir.



ABD Dışişleri Bakanlığı, konsolosluk görevlileri için dünya çapında yeni bir eğitim programı başlatıldığını ve vize hizmetlerine ilişkin randevuların bu eğitim sürecine uyum sağlamak amacıyla yeniden düzenleneceğini açıkladı. Ancak uygulamanın ne kadar süreceğine ilişkin net bir tarih verilmedi.

Reuters'ın haberine göre, daha önce görüşme tarihi belirlenmiş bazı göçmen vizesi başvuru sahiplerine randevularının ertelendiğine ilişkin e-postalar gönderildi. Başvuru sahiplerine yeni görüşme tarihleriyle ilgili daha sonra bilgi verileceği bildirildi.

Amaç: Kamu yardımlarına bağımlı olabilecek kişileri elemek

ABD Dışişleri Bakanlığı, yeni eğitim programının konsolosluk görevlilerinin ABD'de kamu yardımlarına bağımlı hale gelme ihtimali bulunan başvuru sahiplerini daha iyi değerlendirmesini amaçladığını belirtti.

Yetkililere göre eğitim, vize başvurularının daha “kapsamlı ve tutarlı” biçimde değerlendirilmesini sağlayacak. Ancak insan hakları savunucuları ve göç politikası uzmanları, bu tür kriterlerin özellikle düşük gelirli ülkelerden gelen başvuru sahipleri açısından yeni engeller yaratabileceği uyarısında bulunuyor.

Trump'ın göç politikalarında yeni aşama

Karar, Trump'ın ikinci başkanlık döneminde yürüttüğü geniş kapsamlı göç politikalarının son halkası olarak değerlendiriliyor. Trump yönetimi göreve gelmesinden bu yana sınır dışı uygulamalarını artırırken, vizelerin ve oturma izinlerinin iptal edilmesi ile bazı göçmenlik başvurularının reddedilmesine yönelik politikaları da sıkılaştırdı.

Trump yönetimi özellikle düzensiz göçle mücadele söylemiyle iktidara gelmiş olsa da son dönemdeki uygulamalar, yasal yollarla ABD'ye göç etmek isteyenleri de doğrudan etkilemeye başladı.

Associated Press'in analizine göre, yeni uygulama özellikle aile temelli göçmenlik süreçlerinde bulunan kişileri etkileyebilir. ABD vatandaşı veya ülkede yasal olarak yaşayan kişilerin eşleri, çocukları ve diğer aile üyeleri için yürütülen göçmenlik süreçlerinde görüşmelerin ertelenmesi, zaten uzun süren başvuru süreçlerinin daha da uzamasına neden olabilir.

Mahkemeden Trump yönetimine engel

Vize politikalarındaki yeni durdurma kararı, Trump yönetiminin göçmen vizelerine yönelik başka bir uygulamasının federal mahkeme tarafından engellenmesinden sadece birkaç gün sonra geldi.

Bir ABD federal yargıcı, Trump yönetiminin 75 ülkeden gelen başvuru sahiplerine yönelik göçmen vizesi düzenlemesini askıya alma politikasını geçtiğimiz günlerde iptal etmişti. Mahkeme, dönemin Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun söz konusu uygulamayla yasal yetkilerini aştığına hükmetmişti.

İnsan hakları örgütleri ise Trump yönetiminin göç politikalarının ayrımcı olduğunu ve ifade özgürlüğü ile adil yargılanma gibi temel hakları tehdit ettiğini savunuyor.

Yeni kararın ne zaman sona ereceği henüz bilinmezken, dünya genelinde ABD'ye göçmen vizesiyle gitmeyi bekleyen binlerce kişi için süreç şimdilik belirsizliğe girmiş durumda.



İngiltere’deki doktorlar Türkiye'de yapılan mide küçültme ameliyatları konusunda uyardı

No comments

Türkiye'de yapılan kilo verme ameliyatlarında 100'den fazla komplikasyonla karşılaşılması İngiltere’deki doktorları harekete geçirdi.  Luton & Dunstable Hastanesi'nden Tanveer Adil, İzmir'deki Özel Gözde Hastanesi'nde mide ameliyatı sonrası organ yetmezliğinden hayatını kaybeden 40 yaşındaki Hayley Butler'ın ameliyatının tıbbi koşullara uygun yapılmadığını belirtti. Norfolk Bölge Adli Tıp Sorumlusu Yvonne Blake ise ameliyatın "doğru şekilde yapılmadığının" açık olduğunu kaydetti.




Ucuz Paket, Ölümcül Sonuç

Norwich'teki soruşturmada edinilen bilgilere göre, Hayley Butler, İngiltere'de yardım alamadığını düşünerek Eylül 2024'te bir arkadaşıyla İzmir'e gitti. Yaklaşık 2.500 sterlin (100 bin TL civarı) karşılığında uçuşlar, transferler, konaklama, ameliyat öncesi testler ve ilaçların dahil olduğu bir paketle tüp mide ameliyatı oldu. Ameliyat sonrası hastaneden taburcu olan Butler, iki gün sonra evine döndü ancak kendini zaten hasta hissediyordu. Annesi Gill Moore'un ifadesine göre Butler, "sürekli susuzluk çekiyor ve enerjisi olmuyordu... ama bunun normal olduğunu düşündü."

Hızla Kötüleşen Sağlık ve Kayıp Hayat

Butler'ın sağlık durumu 5 Ekim hafta sonu hızla kötüleşti; fışkırır tarzda kusuyor ve çok az şey tüketebiliyordu. Norfolk ve Norwich Hastanesi'ne kaldırıldı, 11 Ekim sabahı Luton'daki uzmanlaşmış bariatrik üniteye sevk edildi. Aynı gün saat 17:00'de acil ameliyata alındı. Moore'a, kızının hayatta kalma şansının %30 olduğu söylendi. Hayley Butler, sepsise (kan zehirlenmesi) bağlı çoklu organ yetmezliği nedeniyle 24 Ekim'de hayatını kaybetti. Moore, bir doktorun kendisine bunun "gördüğü en kötü vaka" olduğunu söylediğini aktardı.

"Ameliyat ve Sonrasındaki Eksiklikler Öldürdü”

Dr. Adil, mahkemeye yaptığı açıklamada, ameliyat sırasında Butler'ın karnında sıvı ve organlarında dört delik (perforasyon) tespit edildiğini belirterek ölüm nedeninin "Türkiye'de olanlar ve büyük bir bariatrik cerrahi sonrası güvenlik ağının eksikliği" olduğu görüşünü tekrarladı. Adil, kendi hastanelerindeki üçüncü basamak bariatrik ünitesinin, Türkiye'de benzer ameliyatlar geçiren hastalardan kaynaklanan komplikasyonlarda "kayda değer bir artış" gözlemlediğini vurgulayarak, "Ünitemizde 100'den fazla bu tür komplikasyonu yönettik, bu durum endişe verici" dedi. Adli Tıp Sorumlusu Blake, annenin yaşadığı iletişim kopukluklarını da eleştirerek, Hayley'nin yaşam desteği kapatılırken ve ölüm anında annesinin yalnız bırakılma şeklini "şaşırtıcı" bulduğunu ifade etti ve Türkiye'deki düzenleyici kurumlara endişelerini ileteceğini söyledi.

 

Kaynak: BBC

PARÇALANMA romanın yazarı Gül Özen'le Söyleşi

No comments

 F. Gül Özen, Parçalanma adlı romanında Türkiye’den Almanya’ya, Naime’den Naomi’ye uzanan yolculukta geçmişiyle bugünü arasında gidip gelen göçmen bir kadının yaşadığı ruhsal parçalanmayı ele alıyor. Danimarka’da yaşayan F.Gül Özen’le İngiltere’nin ardından geçtiğimiz günlerde Türkiye’de de yayımlanan PARÇALANMA hakkında sohbet ettik.




👉 Söyleşiyi Spotify'dan dinlemek için tıklayın!


👉Gül Özen'le Edebiyat Haber sitesinde yapılan söyleşiyi okumak için tıklayın!




Ayrımcılığa mı uğruyoruz, ayrımcılık mı yapıyoruz?

No comments

“Londra’ya geldiğinizden bu yana ayrımcılık deneyimi yaşadınız mı?” Göçmenlere sahada sorduğumuz sorulardan biri de bu… Bu soruyu sorarak aydınlatmak istediğimiz birçok nokta var aslında; ama bazen öyle oluyor ki ayrımcılığa uğradığını söyleyen kişinin ayrımcı bir dil kullandığına şahit oluyorsunuz.  


Tuncay Bilecen


Ayrımcılık olarak tarif edilen olgu; kişinin ayrımcılık olarak neyi tarif ettiği, dil becerisi, ev sahibi toplumla kurduğu ilişki, emek piyasasındaki konumu, yerleşilen toplumun sosyo-ekonomik yapısı, ulusal politikaları, kültürel benzerlik ve farklılıklarına göre değişebilir. Bütün bu parametreler “ayrımcılık deneyimi” olarak yaşanan olayın boyutunu belirliyor; çünkü bazen göçmenin ayrımcılık olarak ifade ettiği şey yaşadığı toplum açısından olağan bir durum da olabiliyor. 


“GOOD GOOD!”


Bizim kültürel kodlarımızda “small talk” dedikleri bir hadise yok. Biz birine halini hatırını sormak istediğimizde, bunu gerçekten istediğimiz ve karşı tarafın halini merak ettiğimiz için sorarız genellikle. Şimdi bu kültürel kodlarla Londra’ya gelmiş birinin birkaç selamlaşma sonrasında yaşadığı hayal kırıklığını düşünün. Bunu hepimiz yaşamışızdır. İlk geldiğim günlerde konuk olduğum üniversitenin ortak mutfağında karşılaştığım bir akademisyen selam verdikten sonra “how is it going?” diye sormuştu, bu soru üzerine üç dakika konuştuğumu hatırlıyorum. Karşımdaki kişi ağzı açık beni dinlemek zorunda kaldı. Oysa sonradan öğrendim ki bu soruya verilen yanıt “good good!”tan ibaretmiş. Yaşadığım bu kültürel çatışmayı bir ayrımcılık deneyimi olarak ifade edebilir miyiz? Elbette hayır. 


Kendi kültürel değerlerini referans noktası yapmak üstelik başka bir toplumda yaşarken bu konuda ısrarcı olmak uyum sürecini uzatmaktan başka bir işe yaramıyor. Buradan bağlı olduğumuz kültürel değerleri terk edelim, içinde yaşadığımız toplumun değerlerini kabul edelim mesajı çıkarılmasın.   


TOPLUMUN İMAJINI BOZANLAR


Ayrımcılık sadece kültürel farklılıklarla ilgili bir durum değil elbette. Son yıllarda, özellikle aşırı sağın yükseldiği ülkelerde karşımıza çıkan yabancı düşmanı politik söylem, göçmen karşıtı yasalar, kamusal alanda yapılan ayrımcı muamele göçmenler için hayatı daha da zorlaştırabiliyor. 


Görüşmeler sırasında “burada hiç ayrımcılıkla karşı karşıya geldiniz mi?” sorusunu sorduğum bir görüşmeci şu cevabı vermişti: “Eskiden halk seviyordu insanları. Şimdi sevmiyorlar, ters bakıyorlar. Dünyanın her yerinde ırkçılık var. Diyorlar ya İngiltere’de ırkçılık yok, olmaz olur mu? İnsanların ülkesine geliyorsun ilticacı olarak, insanların ülkesindeki malları gasp ediyorsun, iş olanaklarını alıyorsun…  İster istemez bundan hoşlanmıyorlar.”


Başka bir görüşmeci ise Türkiyeli toplumun içinden çıkan bazı kişilerin toplumun imajını olumsuz yönde etkilediğini söylüyordu: “Bir yandan Türkiyeliler aslında burayı canlandırdılar, marketler, restoranlar çok ciddi etkileri var, ama çok abuk sabuk şeylerde de Türklerin çok kötü şeyleri var… Yok, bilmem Diana’nın cenazesinde çiçek çalan Türk, yok bilmem Kraliçe’nin kuğusunu yiyen Türk… Yani böyle o kadar saçma sapan şeylerle Türkler ortaya çıkıyor ki, yok bilmem en büyük mafyanın başında Türk mafyası… Adamlar ırkçılık yapsa da haklı.”


“AYRIMCILIK YAPSALAR DA HAKLILAR”


Göçmenler zaman içerisinde yaşadıkları sosyal ortama adapte olurken, nasıl ilk geldikleri sırada oraya son yerleşmiş olan göçmen grubu tarafından dışlanıyorlarsa, bulundukları yeri sahiplenme duygusuyla kendilerinden sonra gelen göçmen grubunu da dışlamaya başlıyorlar. Bu dışlama bazen değerler, tutum ve davranışlar üzerinden de tezahür edebilmektedir. Ayrımcılık deneyimine ilişkin sorulara verilen cevaplardan çıkan ilginç sonuçlardan biri de göçmenlerin ayrımcılığı olumlaması, adeta haklı görmesi veya yeni gelen göçmen gruplara karşı ayrımcı bir dil kullanması idi: “İngilizler Londra’da kalmıyorlar artık. Boşalttılar Londra’yı… Londra, kozmopolitik, bütün ülkelerin insanların bulunduğu bir yer oldu. (Ayrımcılık) yapsalar da ben haklı buluyorum. Çok iyi bir şeyler yapmıyoruz. Altlarında Türkler’in en son model arabalar (…) aynı zamanda yardım alıp da bütün bunları yapan yine Türkler… Şimdi bunları düşününce bizim ülkemize böyle yabancılar gelse, ülkeyi böyle kullansalar, acaba biz böyle aman ne güzel der miyiz? Hiç sanmıyorum. Onun için ben biraz normal görüyorum yani. Yapsalar da normal görüyorum.”


GÖÇMENİN GÖÇMENE AYRIMCILIK YAPMASI


Ayrımcılık deneyimi kamusal alandan ziyade daha çok işyerlerinde hissediliyor. Bir görüşmeci yaşadığı deneyimden yola çıkarak buna ilişkin “invisible border” örneğini vermiş, eşit koşullarda yarışılsa bile üst düzey görevlere Türkiyelilerin gelmesinin çok daha zor olduğunu belirtmişti. Doğrudan olmasa da hissedilen bir ayrımcılık yaşadıklarını belirtenler bunu karşı tarafın “üstten bakması” olarak ifade ediyorlar. 


Ayrımcılığa en çok uğrayan göçmenlerin bir süre sonra yeni gelen göçmenlere ilişkin ayrımcı bir dil kullanması göçmenlik psikolojisinin tipik özelliklerinden biridir. Bir görüşmeci, kendi deneyiminden yola çıkarak Türkiyeli göçmenler arasında siyahlara veya diğer göçmen gruplarına ilişkin bulunan önyargıların devam ettiğini belirtmektedir: “Ezildiğini hisseden ezeceği başka bir grup bulduğunda kendini şahlanmış hissediyor.  Sınıf çatışmasından çok güç çatışması desek daha iyi olur belki. Bence işin içinde ırkçılık da var. İlk geldiğim yıllarda dikkatimi çekiyordu. Otobüste otururken Türkçe konuşan birileri kimse Türkçe bilmiyormuş gibi yüksek sesle konuşuyor. Onların siyahlara ve Hintlilere karşı ırkçı yorumlarına şahit oluyorsun.” 


“PEKİ, BİZİM TOPLUM AYRIMCILIK YAPIYOR MU?”


Kendisinin uğradığı ayrımcı muameleyi duygulanarak anlatan; ama birkaç dakika sonra özellikle sonradan gelen göçmenlere ilişkin fark etmeden ayrımcı ifadeler kullanan çok kişiyle karşılaştım. Bu yüzden artık görüşmelerde “peki, bizim toplum ayrımcılık yapıyor mu?” sorusunu da soruyorum. Bu soruya gelen bir yanıtla yazıyı sonlandıralım: “Çok, bir kere siyahları sevmiyorlar zenci diyerek. Hintli, Pakistanlı ve Bangledeşlileri sevmezler. Siyahlarla evliliğe çok tepki gösteriyorlar. Çok rahatsız oluyorlar. Aslında başka bir kültürden evliliğe karşılar. Mesela aydın görünen birinin ben şöyle dediğine şahit oldum: ‘Ya bizim köyden kimse yok ki kardeşimi evlendirelim.’ Düşünün o kadar. Bırak Türkiyeli olmayı, kendi köyünden birini istiyor kardeşini evlendirmek için. O kadar artık. Ben şöyle düşünüyorum, Türkiye’deki insanlar son otuz yılda ilerlediler, ama otuz yıl önce buraya gelenler o dönemde kaldılar. Maalesef zihniyet olarak hiç değişmediler.” 


Fotoğraf: Brexit oylaması sonrasında göçmenlerin çoğu daha fazla ayrımcı muameleye kaldıklarını ifade ediyor.  


© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan