İngiltere hükümeti Manş Denizi üzerinden küçük teknelerle gelen sığınmacıları engellemek için Fransa ile işbirliğini genişletirken, ülke içinde sığınmacıların yerleştirildiği merkezlere yönelik tepkiler de artıyor. Galler'deki küçük bir yerleşimde yeni konutların sığınmacılara tahsis edilmesi, yerel halk ile hükümet arasında yeni bir tartışma başlattı.
İngiltere'ye Manş Denizi üzerinden küçük teknelerle gelenlerin sayısı bu yıl geçen yıla kıyasla belirgin biçimde düşmüş durumda. Ancak hükümet, geçişleri engelleme politikasını sürdürüyor. Londra yönetimi geçen hafta Fransa'ya, sahillerdeki denetimleri ve küçük tekne geçişlerini önlemeye yönelik operasyonları güçlendirmek amacıyla 660 milyon sterlinlik ek destek sağlamayı kabul etti. Plan kapsamında Fransız güvenlik güçlerinin müdahale kapasitesinin artırılması ve insansız hava araçları gibi teknolojilerin daha fazla kullanılması öngörülüyor.
İngiltere ile Fransa arasındaki "bir giren, bir çıkan" uygulaması da politikanın önemli unsurlarından biri. 2025'te başlayan düzenleme kapsamında Manş Denizi'ni küçük teknelerle geçerek İngiltere'ye ulaşan bazı yetişkin sığınmacıların Fransa'ya geri gönderilmesi, karşılığında ise Fransa'dan belirli sayıda kişinin yasal yollarla İngiltere'ye kabul edilmesi öngörülüyor. İngiltere İçişleri Bakanlığı'nın yayımladığı verilere göre, uygulamanın başladığı Ağustos 2025 ile Haziran 2026 arasında 1.117 kişi Fransa'dan İngiltere'ye kabul edilirken, geri gönderilenlerin sayısı daha sınırlı kaldı.
Ancak hükümetin sınır politikası yalnızca Manş Denizi'ndeki geçişlerle sınırlı değil. İngiltere, sığınma başvurularının değerlendirilmesi ve başvurusu sonuçlanana kadar insanların barındırılması konusunda da yeni yöntemlere yöneliyor. Nisan ayında yüzlerce sığınmacının otellerden askeri tesislere taşınacağı açıklanmıştı. Hükümet bu değişikliği barınma sisteminin maliyetini ve kapasite sorunlarını yönetme çabasının bir parçası olarak savunurken, mülteci kuruluşları askeri tesislerin uygunluğu ve maliyeti konusunda eleştirilerde bulunmuştu.
Bu tartışmanın son örneklerinden biri Galler'in kuzeyindeki Gronant köyünde yaşanıyor. Yaklaşık 1.600 kişinin yaşadığı yerleşimde, eski Gronant Institute binasının dönüştürülmesiyle oluşturulan 15 konuttan 13'ünün sığınma başvurularının sonuçlanmasını bekleyen kişilerin barınması için kullanılacağı ortaya çıktı. Yerel siyasetçiler ve bazı bölge sakinleri, kararın kendilerine yeterince danışılmadan alınmasına tepki gösterdi. Flintshire Belediyesi ise burada kalan kişilerin yasalar çerçevesinde sığınma başvurusunda bulunan kişiler olduğunu ve insaniyet ve saygıyla karşılanmaları gerektiğini belirtti.
Gronant'taki tartışma, İngiltere'nin göç politikasındaki daha geniş bir çelişkiye de işaret ediyor: Hükümet bir yandan düzensiz göçü azaltmak ve sığınmacıların ülkeye gelişini caydırmak için sınır kontrollerini sıkılaştırırken, diğer yandan ülkeye ulaşan ve başvuruları henüz sonuçlanmamış kişilerin barınma ihtiyacını karşılamak zorunda. Manş Denizi'ndeki geçişlerin bu yıl yaklaşık yüzde 40 azalmasına rağmen, 10 Ağustos'ta tek bir bottan 230 kişinin İngiltere'ye ulaşması, kaçakçıların daha büyük tekneler kullanarak yeni yöntemlere yöneldiğini gösterdi. Bu durum, hükümetin caydırıcılık politikasının göç rotalarını ve kaçakçıların yöntemlerini değiştirse de sorunu tamamen ortadan kaldırmadığı tartışmasını yeniden gündeme getirdi.
Kaynak: The Guardian











